01 Ekim 2018
16:00

HABER

Yeni Sezonun yeni oyunu Tatar Çölü

Zaman geçer ve biz her biri birbirinin aynı olan günler içinde, azalan vaktin ritmini belki olmadık bir halsizlikten, alışılmadık bir yorgunluktan ya da yadırganan bir ölümden anlarız..

Zaman geçer.. Fakat bir insan ne kadar bekleyebilir? Bir umudu, bir aşkı, hatta tıpkı Drogo gibi kuzeyden gelebilecek bir düşmanı, yaklaşan savaşın sonundaki muhtemel zafer çığlıklarını ve kahramanlık düşlerini ne kadar bekler? Beklemenin bir sonu, bir sınırı var mıdır? Peki Giovanni Drogo, Bastiani Kalesi’nde koyu bordo pelerinini savururken ya da umutla kuzeyi gözlerken gerçekten mutlu mudur? Hayatını Bastiani Kalesi’ne cidden adamış mıdır? Sabırlı mıdır mesela? Sıradan mıdır? Yoksa sıradanlığın ötesine çoktan geçmiş de oradan Maria’ya ve bize acı bir gülümseyişle bakmakta mıdır?

Neden Tatar Çölü?

Zaman geçer...

Zaman geçer ve biz her biri birbirinin aynı olan günler içinde, azalan vaktin ritmini belki olmadık bir halsizlikten, alışılmadık bir yorgunluktan  ya da  yadırganan bir ölümden anlarız..

Zaman geçer.. Fakat bir insan ne kadar bekleyebilir? Bir umudu, bir aşkı, hatta tıpkı Drogo gibi kuzeyden gelebilecek bir düşmanı, yaklaşan savaşın sonundaki muhtemel zafer çığlıklarını ve kahramanlık düşlerini ne kadar bekler? Beklemenin bir sonu, bir sınırı var mıdır? Peki Giovanni Drogo,  Bastiani Kalesi’nde koyu bordo pelerinini savururken ya da  umutla kuzeyi gözlerken gerçekten mutlu mudur? Hayatını Bastiani Kalesi’ne cidden  adamış mıdır? Sabırlı mıdır mesela? Sıradan mıdır? Yoksa sıradanlığın ötesine çoktan geçmiş de oradan Maria’ya ve bize acı bir gülümseyişle bakmakta mıdır?

Tatar Çölü beklemenin diğer adıdır.

Hadi itiraf edelim.. Hepimiz kendi inşa ettiğimiz bir Bastiani Kalesi’nde yaşamıyor muyuz? Hepimiz Drogo kadar sıkıldık. Hepimiz Drogo gibi erteledik.. Okul, ev, iş, evlilik, çocuklar derken bir de baktık ki hayatın alışkanlıklar sarmalında çoktan yerimizi almışız bile.. Alışkanlıkların verdiği rahatlık ve konforun dayanılmaz rehavetine kapılıp kalmışız.. Tam da bu nedenden yerimizden hareket edemeyişimiz. Bir türlü hayır diyemeyişimiz. Sanki önümüzde çok uzun bir zaman varmış gibi her şeyi erteleyişimiz.. Fakat ertelemek bir acı ilaç mıdır ki hem ruhu yatıştırıyor gibi gözüksün hem de içten içe o ruhu her şeye yabancı kılsın...

Zaman geçer.. Üstelik geçip giderken Bastiani Kalesi’nde var olmaya çalışan Giovanni Drogo’ya da acımaz.. Drogo kuzeyi gözlerken, sarnıcın sesini dinlerken, mektup yazmaya çalışırken aslında hep aynı soruyu sorar kendine: Bir insan ne kadar unutabilir?

Tatar Çölü soru sormaktan çekinmeyenlerin, sorduğu soruların cevabını almaktan korkmayanların sevdiği bir oyun olacak şüphesiz.. Kim bir şövalye gibi kılıcını kınından sıyırıp da içinde o susmak bilmeyen ben farklıyım, ben başkayım, ben sıradan biri değilim yanılgısıyla düelloya girişmek istemez ki? Hem herkesin yazgısı tıpkı kendisi gibi özel ve biricik değil midir?

Hayatı ıskalamış insanın acısıdır Tatar Çölü’nde anlatılan.. Yabancılaşma, hırs, umut, aldanış, feragat, iç sıkıntısı.. Ya tüm bunlara kendi gerçeğinden kaçış da eklenirse?

Tatar Çölü oyun boyunca “İnsan bile isteye yabancılaşmayı seçerse ne olur? Nasıl bir bedel öder?” sorusunu soruyor.

“Ben ne yapıyorum?” diyerek insanı silkeleyen bu oyunda izleyici, Drogo’nun şahsında zamanı, aşkı, unutuşu ve yazgıyı bir kez daha düşünecek ve alışkanlıklarını, hayatındaki monotonluk ve tekdüzelikleri bir kez daha gözden geçirerek “Daha önümde uzun bir zaman var “yanılgısına düşmeyecek ..

Bazıları hayatı yaşar.. Bazılarıysa sonuna kadar bekler.. Tatar Çölü’nü izleyenler bu sıra dışı uyarlamada, beklerken neyi beklediğini unutacak kadar bekleyenlerden olmamayı dileyecek. Ve seyirci, oyunun sarsıcı finalinde, Drogo ile olan ortak yanlarını yeniden sorgularken Drogo’nun düştüğü tuzaklardan gerçek hayatta kendini kurtarabilmenin hesabını yapacak.

Tatar Çölü Romanı

Bazı romanlar olgunluk çağında okunmalıdır ki anlamı derinden hissedilsin.. Tatar Çölü bu romanlardan değildir. İnsan Tatar Çölü’ne fazla geç kalmamalı ki yaşadığı hayatı ıskalamasın.. Hem bu roman bir kez değil, farklı yaşlarda yine yeniden okunması gereken ender yapıtlardan biri..

İnsanlar Tatar Çölü’nü okuyanlar ve okumayanlar diye ikiye ayrıldı şimdiye dek.. Şimdiden sonraysa buna Tatar Çölü’nü izleyenler ve henüz izlememiş olanlar eklenecek.. Ve artık kitabı okuyanlar oyunu, oyunu izleyenlerse romanı merak edecek..

Dino Buzzati kimdir?

1906’da İtalya’nın Belluno kentinde doğdu. Gazeteciliğe Corriere della Sera gazetesinde başladı ve yaşamı boyunca bu gazetede çalıştı. 1930’larda yayımlanan Dağların Adamı Barnabo ve Eski Korunun Gizemi gibi ilk romanlarında, Kafka’yı anımsatan bir gerçeküstücülük görülüyordu. Genellikle en başarılı romanı sayılan Tatar Çölü (1940), sınırdaki bir kışlada hiç gelmeyen düşmanı bekleyen askerleri anlatan etkileyici ve alaycı bir yapıttı. Öykülerini Sessanta racconti (Altmış Öykü) (1958) adlı kitapta toplayan Buzzati, bilimkurgu türündeki ikinci romanı Il grande ritratto’yla (1960) edebiyat çevrelerinde büyük üne erişti. İkiyüzlü, huysuz bir kıza tutulan yaşlı bir adamın öyküsünü anlattığı Bir Aşk ise 1963’te yayımlandı. Buzzati’nin çok tutulan oyunlarının en önemlisi Un caso clinico (Klinik Bir Vaka) (1953), Albert Camus’nün yaptığı Fransızca uyarlamayla Paris’te sahnelendi. Kafka’dan esinlenmiş olmasına karşın, kendine özgü olağanüstü bir taşlama ve mizah anlayışı geliştiren Buzzati, 1972’de Roma’da öldü.

DİĞER HABERLER

HABER
11 Şubat 2019
16:45
Oyunculuk Eğitimleri Başladı
Akademimiz "360 derece tiyatro" anlayışıyla eğitimlerine başladı. İlk basamak olarak oyunculuk eğitimiyle start alan akademimizde yazarlık ve dramaturjinin yanı sıra sahne, kostüm, ses, ışık, kukla ve maske tasarımı gibi alt dallara da yer açılması planlanıyor. Akademide, özel bir programla bu yıl ilk kez başlatılan eğitimlerin ilk aşamasının 5 ayda tamamlanması planlanırken, sanatın toplumsal yönüne ağırlık veren, her türlü ayrımcılığa karşı duran ve tiyatroyu bir meslek olarak gören sanatçıların yetişmesini hedefleniyor.
HABER
11 Şubat 2019
12:15
Babaannemin Çantası Çocuk Oyunumuza En İyi Yapım Ödülü
Geçtiğimiz yıl Direklerarası Seyircileri'nin düzenlediği ödül töreninde en iyi çocuk oyunları kategorisinde Babaannemin Çantası isimli çocuk oyunumuz en iyi çocuk tiyatrosu yapımı ödülünü aldı. Aile içi iletişim, okuma sevgisi ve dayanışma temalı oyunun gösterimleri İstanbul'da bu sezon da devam ediyor.
HABER
01 Ekim 2018
16:00
Yeni Sezonun yeni oyunu Tatar Çölü
Zaman geçer.. Fakat bir insan ne kadar bekleyebilir? Bir umudu, bir aşkı, hatta tıpkı Drogo gibi kuzeyden gelebilecek bir düşmanı, yaklaşan savaşın sonundaki muhtemel zafer çığlıklarını ve kahramanlık düşlerini ne kadar bekler? Beklemenin bir sonu, bir sınırı var mıdır? Peki Giovanni Drogo, Bastiani Kalesi’nde koyu bordo pelerinini savururken ya da umutla kuzeyi gözlerken gerçekten mutlu mudur? Hayatını Bastiani Kalesi’ne cidden adamış mıdır? Sabırlı mıdır mesela? Sıradan mıdır? Yoksa sıradanlığın ötesine çoktan geçmiş de oradan Maria’ya ve bize acı bir gülümseyişle bakmakta mıdır?
HABER
18 Ocak 2018
10:15
Yılın en iddialı oyunu Gog Zorlu PSM'de gala yapıyor
İtalyan yazar Giovanni Papini’nin başyapıtı Gog, Betül Odabaşı Törk’ün uyarlamasıyla dünyada ilk kez tiyatro sahnesine taşındı. Hayatımızda asla bir arada göremeyeceğimiz, tanıdığımızı sandığımız ilginç karakterleri bir araya getiren Gog, bize onları farklı yüzleriyle yeniden tanıtma çabasında.
HABER
19 Ocak 2018
18:25
Türkiye'de tiyatro alanında ilk vakıf kuruluşu
Sağlıklı bir toplum, sanatın her dalı için öğrenme alanlarına ve uygulama merkezlerine ihtiyaç duyar. Tiyatral Sanatlar Akademisi Vakfı, tiyatro sanatlarında değerli deneyimler içeren, fiziki altyapısıyla tiyatronun tüm alt dallarında nitelikli eğitim vermeyi hedefleyen ve sürekli üreten yepyeni bir sanat merkezi.