06 Şubat 2018
14:15

TİYATRO ÜZERİNE

Bertolt Brecht ile tiyatro üzerine konuşmalar

20. yy'ın en önemli tiyatro kuramcılarından Bertolt Brecht çağımızın oyuncularını eleştiriyor. Bunu yaparken seyircilerin elinde gerçekliğini yitirme sancısı çeken tiyatronun yeni bir forma dönüşmesini izliyor.

Diyelim ki, bir ayrılık sahnesini oynamaları gerek. Ne yapıyorlar? Ayrılık sahnesi kişisinin ruhsal durumunu takınıyorlar, seyirciyi de bu havaya sokmağa çalışıyorlar. Sonunda, gösteri başarılı da olsa, kimse birşey görmüyor, birşey anlamıyor; herbirinin kendi anıları oluyor çok çok; kısacası herbiri duyuyor ama hissetmiyor.

Oyunculuk üzerine eleştiriler

— Oyuncular, sizin oyunlarınızda hep büyük başarılara erişiyorlar. Siz memnun musun onlardan? 

— Hayır. 

— Kötü oynuyorlar da ondan mı? 

— Yanlış oynuyorlar da ondan. 

— Nasıl oynamaları gerekiyor? 

— Bilim çağımızın seyircilerine göre oynamaları gerekiyor. 

— Yani? 

— Bilgilerini göstererek. 

— Hangi bilgilerini? 

— İnsan bağlantıları bilgilerini. İnsan davranışlarını. İnsancıl güçleri, içgüdüleri yani dramayı besleyen gerçek duyguları.  

— Bütün bunlar aslında bilmeleri ve tanımaları gereken şeyler değil mi? Peki bunları nasıl göstermeli? 

— Bilinçli bir biçimde oynayarak, kişilerini canlandırırken, betimlerken bilinçlerinin açık olması gerekiyor. 

— Peki, bugün yaptıkları nedir? 

— Esinlemeden öteye geçemiyorlar. Kendilerini ve seyircileri coşkuya kaptırıyorlar. Fakat bu doğallıktan uzak kalıyor. 

— Örneğin? 

— Diyelim ki, bir ayrılık sahnesini oynamaları gerek. Ne yapıyorlar? Ayrılık sahnesi kişisinin ruhsal durumunu takınıyorlar, seyirciyi de bu havaya sokmağa çalışıyorlar. Sonunda, gösteri başarılı da olsa, kimse birşey görmüyor, birşey anlamıyor; herbirinin kendi anıları oluyor çok çok; kısacası herbiri duyuyor ama hissetmiyor. 

— Oyuncu karakterini anlaşılır kılmamalı mı yani? 

— Daha çok insanı değil de, ard arda olayları aydınlatması gerekiyor. Anlatayım ne demek istediğimi: III. Richard'ı izlemeye gittiğim zaman, kendimi bir başka III. Richard gibi duymaya, kendimi onun yerine koymaya kalkmıyorum, bu kişiyle, bu kişinin içinden tuhaf ve anlaşılmaz olanı yakalamak ve kavramak istiyorum. 

— Yani bilimselliği mi görmeliyiz tiyatroda? 

— Hayır, tiyatronun kendisini, doğal olan zaten tiyatrodur. 

— Anlıyorum: Bilim çağı izleyicisinin de kendi tiyatrosu var o halde?

— Evet. Ama bugünkü tiyatro bu türlü bir hissedişi pek katmıyor hesaba. Neden derseniz; seyirci, paltosuyla birlikte aklını da bırakıyor vestiyere de ondan. 

— Oyuncuya nasıl oynaması gerektiği söylenemez mi peki? 

— Söylenebilir fakat günümüzde oyuncu bütün bütün seyirciye bağlıdır, körü körüne boyun eğmiştir ona, duyguları değil seyirci yönetir onu. 

— Oyuncuya bunu söylemeyi denemediniz mi hiç? 

— Denedim. Hep yaptığım iş de bu. 

— Peki, öyle oynayabiliyorlar mı söylediğiniz zaman? 

— Ara sıra evet; yeteneği varsa, yatkınsa bu işe, saf olmayı hala becerebiliyorsa, üstelik de tat alıyorsa bundan; ama o zaman bile, yalnızca provalarda oluyor bu, orada ben olduğum sürece, bir başkası olmadıkça, yani sözünü ettiğim seyirci karşısında olmadığı sürece.. Fakat "İlk gece” yaklaştıkça, bu türlü oynamayı bırakıyor, boşluyor, çünkü "gerçek" seyircilerin bu türlü oyundan hoşlanmayacaklarını sanıyor.

— Seyircilerin bu tip oyuncudan gerçekten hoşlanmayacağına mı inanıyorsun? 

— Korkarım ki öyle. Ne de olsa, büyük bir sakıncayı göze alması gerekiyor. 

— Bu türlü oynama giderek (yavaş yavaş) yerleştirilemez mi? 

— Hayır. Giderek yerleştirilirse, alıştırılırsa, yeni bir şeyin giderek dokusu yitirilir, eski bir şeyin giderek kayboluşu olur. Seyirciler de giderek tiyatroya uğramaz olurlar. Giderek alıştırmak bu yeni oynanışın eskiyi de içinde yarım yamalak barındırması olur; güçsüz ve etkisiz olur. Burada söz konusu olan, tiyatronun nitelik bakımından düzeltilmesidir, ıslahı değil! Tiyatroya yeni bir amaç yüklemektir bu. Hem sonra, tiyatronun eski amacına ulaşmasını beklemek doğru olmaz; ulaşılması gereken bir başka erek var, başlangıçta bu biraz beceriksizce, orta hallice de olsa... Bu yeni oynayış biçimini kaçamak olarak, usulca sokarsan n’olur? Oyuncu ön plana çıkar. Gerçekte dikkati çeken oyunu, oynayışı değil, kendisi olur. Oyuncu kendisini benimsetmiş, kabul ettirmiş olur. Demek, bu dikkati çekme istemi yeni oyunculuk sanatının başlıca özelliklerinden biridir. Ya da çokça bilinçli oynuyor diye çıkışılacaktır ona. Bu da, bu yeni akış açısı ya da daha doğru deyimle yönelişin bir başka özelliği olur. 

— Bu türlü denemeler oldu mu? 

— Evet, birkaç sefer oldu. 

— Örnek verir misiniz? 

— Oidipus'taki (1931 de Berlin'de Staats Theater'de sahneye konan oyun) haberci kadını oynayan oyuncu bu yeni türdendi. O kadın oyuncu, hanımının öldüğünü anlatırken "öldü! öldü!" sözlerini delici ve kuru bir sesle fırlatıyordu izleyiciye, "Jocaste artık yok” haykırışını hiç yakınmasız, ama öyle tok ve kesin bir deyişle fırlatıyordu ki, bu yalın sesleniş, herhangi bir acının patlama etkisinden fazlasını yaratıyordu. Tiyatroda fazlalığa yer yoktur. Demek ki o, korkuya sesini ve hissini değil, edenini ve yüzünü bırakıyordu! Beyaza boyanmış ölümün tanıkları üzerinde yarattığı etkiyi gösteriyordu ama hissettiremiyordu. Mutsuz kadın için acıma değil zafer hissi beliriyordu. En duygulu seyirci bile bir karar alınması bilincine varma zorunluğu duyuyordu! Oyuncu kadın da ondan onayını istiyordu. Hisler oyuncular arasından doğun onun ubharının seyirciye ulaşması gerekirken aktris seyirciyle doğrudan ilişki kuruyordu. Bununla birlikte, yükseltinin birkaç basamağını inerken, öyle büyük adımlar atıyordu ki, ince karaltısı, daha aşağıda bulunan kişilere ulaşmak, oraya varmak için büyük bir alanı kaplıyor gibiydi. Yakınmalarını, kalkık kollarını "mekanik" bir biçimde yükselterek yakarıyordu sanki, kendisine acımaları için, bu mutsuzluğun tanığı olmasından ötürü ve "acının şimdi"siyle de daha sonra gösterilmesi gereken tüm tasayı yadsıyordu daha önceden. His olması gereken his değildi..

— Başarı kazandı mı bari? 

— Az bir başarı kazandı. Bu işin kurtları gözünde başarı kazandı. Seyircilerin kendilerine özdeş buldukları kişilerin duygularına dalıp gitmeleri arasında kimse, nerdeyse tek bir kişi bile tarihin gerçeklenebilir kararlarından payını alamamıştı. Oyuncu kadının aktardığı korkunç ve zorlayıcı kararın, o kadını bir takım duygular hissetmek için küçük bir fırsat sayan insanlar üzerinde aslında hiçbir etkisi olmadı. Seyirci bu ayrıma varabildi mi kestirebilmek çok güç..

DİĞER HABERLER

TİYATRO ÜZERİNE
15 Şubat 2019
18:00
Sabahattin Kudret Aksal'ın Tiyatro Dili
Sabahattin Kudret Aksal'ın Tiyatro dili, bir Tiyatro yazarı olarak, çok ilgilendirdi beni. Daha önce çeşitli sahnelerde seyrettim oyunlarını okurken, kendimi, onun şiir dünyasında buldum. Geniş, engin, derinliği olan, tadı insanı saran bir dünyaydı bu.
TİYATRO ÜZERİNE
30 Mart 2018
16:00
Absürd Tiyatroya Kısa Bir Bakış
Klasik tiyatro kalıplarını yıkan ve uyumsuz olarak da adlandırılan absürd tiyatro, gerçeklikten uzaklığı ve mantıksızlığı ile tiyatro tarihinde yerini bulmuştur. Giriş, gelişme ve sonuç gibi belli oyun düzeni çerçevesinin dışına çıkan, alışılagelmiş oyun mantığını benimsemeyen absürd tiyatroda, zaman - mekan gerçekliğini yitirir. Kendine özgü üslubu ve kişiliği olan absürd tiyatronun, aksine belirli ilke ve kuralları da yoktur. Yazımızda, “pek çok eleştiri ve yorumları da beraberinde getiren absürd tiyatro, Türkiye’de nasıl karşılanmıştır?” sorusuna cevap arıyoruz.
TİYATRO ÜZERİNE
27 Mart 2018
14:10
Dünya Tiyatro Günü Nasıl Doğdu?
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü kurucularının amacı, UNESCO'nun kültür, eğitim ve sanat konusundaki hedefleri ile uyumlu bir organizasyon inşa etmek ve aynı zamanda dünyadaki tüm performans sanatçılarının statüsünü iyileştirme çabalarına odaklanmaktı. 2018 yılı mesajını yayınlayan ITI bu sene de barış ve kardeşlik temasına yoğunlaşmaktadır.
TİYATRO ÜZERİNE
12 Mart 2018
14:10
Tiyatroda Sahneyi Canlandıran Öğe; Dekor
Var olduğu günden bu yana tiyatro, çeşitli gelişim ve değişimler gösterirken, tiyatronun bütünü içinde yer alan sahne ve dekor da bu ilerlemelerden nasibini fazlasıyla almaya devam ediyor. Tiyatroyu tiyatro yapan unsurlar, geleneksel çizgisinden taşarak modern çağın getirileriyle buluşuyor. Dolayısıyla, geçmişte tiyatro için her yer sahne olabilir düşüncesi yerine, günümüzde sahneyi oluşturan dekorun önemi yadsınamaz bir gerçek. Biz de sizin için temel tasarım yaklaşımlarını derlediğimiz bir yazı hazırladık. 
TİYATRO ÜZERİNE
06 Şubat 2018
23:45
Yaratıcı yazarlığa adım atanların duymaktan usandığı 7 cümle
Yazarlık eğitimine başlama kararı almak başlı başına bir cesaret işiyken yol üstünde çıkan bir çok engel insanın hevesini kırabilir. Bu yolda ısrarcı olmak, çalışmak ve sürekli üretmek, yılmadan hedefe doğru ilerlemek iyi gelecektir.
TİYATRO ÜZERİNE
08 Şubat 2018
18:30
Yeni başlayanlar için tiyatro metni yazımı | Birinci Bölüm
Bin yıllardan bu yana sürdürülen tiyatro geleneği çağın getirdiği yeniliklerle kendini sürekli geliştiriyor. Yeni yazarların gelişen teknolojiyi tanıması çok önemli. Bunun yanı sıra tiyatroyu meydana getiren tüm unsurları da bilmek ve üretilecek tiyatro metninin hangi değişkenlere göre tasarlanacağını iyi hesaplamak gerekiyor.
TİYATRO ÜZERİNE
06 Şubat 2018
14:15
Bertolt Brecht ile tiyatro üzerine konuşmalar
Diyelim ki, bir ayrılık sahnesini oynamaları gerek. Ne yapıyorlar? Ayrılık sahnesi kişisinin ruhsal durumunu takınıyorlar, seyirciyi de bu havaya sokmağa çalışıyorlar. Sonunda, gösteri başarılı da olsa, kimse birşey görmüyor, birşey anlamıyor; herbirinin kendi anıları oluyor çok çok; kısacası herbiri duyuyor ama hissetmiyor.
TİYATRO ÜZERİNE
29 Kasım 2017
14:00
Bertolt Brecht'in oyuncuya ve tiyatroya yaklaşımı
Tiyatronun öğretici ödevinin yanı sıra, seyircinin beğenisi de gözetilmelidir. Brecht'in sahneye koyduğu oyunlarda, ilk gece, küçük ayrıntılar gözden kaçabilir. Ama bu oyunların onuncu gösterisinde bile, seyirci yeni yeni şeylerle karşılaşır.
TİYATRO ÜZERİNE
26 Ocak 2018
15:00
Tiyatroyu Niçin Severim?
Zamanının en ünlü tiyatro oyuncusu, sinema aktörü ve pandomim sanatçısı Jean Louis Barrault'un 1967 yılında kaleme aldığı benzersiz tarifler içeren yazısında tiyatronun sanattan çok hayat olduğu vurgusu ön plana çıkıyor.